izafiyet teorisi

İzafiyet teorisi, görecelik kuramı ve görelilik kuruma gibi isimler ile anılan tüm kurumların babası bilime ışık tutan bir kişiliği olan Albert Einstein’dır. İzafiyet teorisi Albert Einstein tarafından ortaya konulan en önemli bilimsel çalışmalardan birisidir. Görelilik kuramı ortaya atıldığı yıllarda bilim dünyasında çığır açacak bir etki oluşturmuştur. Aynı etki günümüzde olmasa da Albert Einstein’ın ortaya attığı görecelik kuruma üzerinde halen bilimsel çalışmalar yapılmaya devam etmektedir.

Görelilik özel ve genel olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Genel görelilik bizlere uzay ve zamandan ibaret olan 4 boyutlu bir evren modeli oluşturur. Özel görelilik ise doğa, uzay ve zaman üzerinde ciddi derecede büyük bir dönüşüm meydana getirmektedir. Anlamsal karmaşa içerisinde olduğunuzun farkındayız ancak makalemizin devamında sizlere hem özel hem de genel görelilik hakkında detaylı bilgiler vereceğiz.

Genel görelilik yahut göreliliğin genel teorisi, 1916 senesinde Albert Einstein tarafınca ortaya atılan kütle çekimin geometrik teorisi ve bugün modern fizikte kütle çekimi tanımladığı kabul edilen kuramdır. Genel görelilik, özel görelilik ve Newton’un evrensel kütle çekim kanununu genel düzeye indirgeyerek kütlesel çekimi uzay ve zaman yahut uzay-zamanda tabir edilmesini mümkün kılar.

Uzay-zamanın eğriliği, nesne ve radyasyonun enerji ve momentumu ile direkt olarak bağlantılı kabul edilmektedir. Genel göreliliğin zamanın akışı, evrenin geometrisi, serbest düşme halinde olan cisimlerin hareketi, ışığın yayılımı şeklindeki konulardaki öngörüleri, klasik fiziğin önermeleri ile bariz değişiklikler göstermektedir. Kütle çekimsel zaman büyümesi, kütle çekimsel merceklenme, ferin yani ışığın kütle çekimsel hızla kayması, kütle çekimsel süre gecikmesi bu değişikliklerin en önemli örnekleridir. Genel görelilik denildiği zaman ortaya atılmış olan tüm önermeler günümüze kadar yapılan deney ve bilimsel gözlemler ile bariz bir şekilde doğrulanmıştır. Her ne miktarda genel görelilik kütle çekimin tek göreli teorisi bulunmasa da, deneysel data ile uyum elde eden en sıradan teoridir. Buna karşın, teorinin hala cevaplayamadığı sualler varlığını olanca hızıyla sürdürmeye devam etmektedir.

Einstein tarafından ortaya atılan bu teorinin özellikle astrofiziğe kayda değer derecede tesirleri mevcuttur. Mesela, büyük bir yıldızın hayatının sonuna yaklaştığı bir vakitte içerisine çökerek kara delik meydana getirdiğine alamet eder. Birtakım astronomik nesnelerin yaymış olduğu yoğun radyasyona kara deliklerin neden olduğuna dair yeterli delil bulunmaktadır. Mesela mikrokuasarlar, yıldızsal kara deliklerin ve etken galaktik çekirdekler, süper masif kara deliklerin varlıklarının bir neticesi olarak meydana gelirler.
izafiyet teorisi
Ferin yani ışığın kütlesel çekim sebebiyle bükülmesi, uzakta yer alan bir astronomik cismin gökyüzünde aynı anda aniden çok yerde şemalının gözlemlenmesine neden olan, kütlesel çekim merceklenme olarak isimlendirilen bir vaziyete yol açar. Genel görelilik bununla beraber, bugüne dek sadece dolaylı olarak gözlenmiş olan, kütle çekim dalgalarının da varlığını öngörmektedir. Buna dair direkt gözlemlerin uygulanması Lıgo ve Nasa/Esa Laser Interferometer Space Antenna gibi projelerin temel amaçlarıdır. İlgili projeler üzerinde en çok durulan projeler arasında yer almaktadır. Bütün bunlara ayrıca genel görelilik, kainatın durmadan esneyen modelinin bugünkü kozmolojik modelinin temelidir.

Özel görelilik teorisi yahut izafiyet kuramı, Albert Einstein tarafınca 1905 senesinde Annalen Der Physik mecmuasında, hareketli cisimlerin elektrodinamiği üzerine isminde 2. Makalesinde paylaşılan ve hemen arkasından 5. Makalesi bir cismin atıllığı enerji içeriği ile irtibatlı olabilir mi? Başlıklı bilimsel yazısıyla özdeşleştirilen fizik teorisidir. Teoriye göre, tüm var­lıklar ve varlığın fiziki vakaları izafi bir şekilde gerçekleşir. Süre, mekan, hareket, birbirlerinden hiçbir şekilde bağımsız olarak gerçekleşmez. Tersine bunların tamamı iç içe bağlı izafi durumlar olarak kabul edilir. Madde zaman içinde, zaman cisimle, ortam hareketle, hareket ortamla ve dolayısıyla tüm bunlar birbiriyle inanılması zor bir şekilde bağımlıdır.

Einstein’ın kuramı, Galileo’nun görelilik prensibi ile doğrusal ve değişmeyen hareketinin hali kesinlikle bütün gözlemcilerin ışığın süratini sürekli olarak aynı büyüklükte ölçeceği önermesini bir araya getirmektedir. Bu teorem sezgisel olarak algılanamayacak, bununla birlikte deneysel olarak kanıtlanmış bir hayli ilgi çekici neticeye varmamızı mümkün kılar. Özel görelilik teoremi, uzaklığın ve dönemin gözlemciyle alakalı olarak farklılaşabileceğini belirterek Newton’un mutlak uzay zaman terimini ciddi boyutta anlamsızlaştırmaktadır. Uzay ve zaman gözlemciyle alakalı olarak değişik bir şekilde algılanabilir. Bu teorem, nesne ile enerjinin meşhur e=mc² formülü ile iç içe bağlı bulunduğunu da göstermektedir. Özel görelilik teoremi, bütün hızların ışık hızına nispeten fazlaca küçük olduğu tatbik alanlarında Newton mekaniği ile aynı neticeleri vermektedir.

İzafiyet teorisi görelilik kuramı nedir konusunda sizlere aktaracaklarımız bu şekilde. Makalemizi okuduktan sonra birçoğunuzun ciddi anlamda anlam karmaşası yaşayacağını düşünüyoruz ancak makaleyi yavaş bir şekilde okuyup durumu basite indirgeyecek olursanız bu konuyu daha iyi bir şekilde kavrayacağınızı düşünüyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here