Bulaşıcı hastalıklar içerisinde yer alan kolera, ince bağırsaklara yerleşen vibrio kolera adlı bakterinin bu kesimde parazitlenmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Görüldüğü bölgede kısa süre içerisinde yayılma eğilimi gösteren kolera kendisine has belirtileri olan ve tedavisi belirli bir süreci gerektiren hastalıktır. İlk olarak Hindistan topraklarında görülen kolera hastalığı çok zaman geçmeden tüm dünyaya yayılmış ve hastalıkla mücadele yolları keşfedilene kadar çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştur.

Birçok hastalık hem hayvanlarda hem de insanlarda gözlemlenirken kolera hastalığı sadece insanlarsa gözlemlenmektedir. Bulaşma yolları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda kolera hastalığının kusma ve dışkı yoluyla etkin bir şekilde bulaştığı tespit edilmiştir. Tedavi edilmemesi durumunda aşırı sıvı ve elektrik kaybına neden olduğundan dolayı tedavi altına alınmayan vakaların neredeyse tamamının ölümle sonuçlandığı bilinmektedir.

İnce bağırsaklara yerleşen kolera mikrobunun bu denli zararlı etkisinin olmasının en büyük nedeni yaptığı bileşimler sonucunda protein yapısına benzer bir zehirli madde üretmesidir. Bu protein yapısında olan zehir adenil sikloz adındaki enzimleri uyarırı ve sonucunda vücut içerisinde ciddi manada sikloz enderozinin 3,5 monofosfat adlı madde çoğalır. Yaşanan bu durumda vücut içerisinde yer alan sıvıların vücut boşluğuna dolmasına ve hastanın vücudunun susuz kalmasına neden olur. Ayrıca elektrik kaybına da neden olan bu durum bir süre sonra su kaybına paralel olarak iç organların iflas etmesine ve yaşamsal faaliyetlerin son bulmasına neden olmaktadır.

Kolera hastalığının ilk belirtileri arasında aşırı sulu ishal yer almaktadır. Yaşanan bu ishal vücudun ani bir şekilde su kaybetmesine neden olur. Bu belirtiler gözlemlendiği zaman aşırı su kaybı meydana geldiğinden dolayı vücut gerekli olan suyu karşılayamaz ve çok zaman geçmeden hasta olan kişi şoka girer. Su kaybı nedeniyle şiddetli miden bulantısı ve mide bulantılarına paralel olarak karın ağrısı yaşanır.

Kusma ve ishal yolu ile vücuttan ciddi oranda tuz atımı olur ve bu durum da kaslar için gerekli olan tuz miktarının alınamamasına ve şiddetli kas kramplarının yaşanmasına neden olmaktadır. Seste kısılma ve bedenin muhtelif yerlerinde morarmalar meydana gelir. Yüksek su kaybından dolayı tansiyonda ciddi düşüş meydana gelir ve tansiyon düşmesi nedeniyle baş dönmesi gözlemlenmeye başlar. Kolera belirtileri gözlemlendiği andan itibaren alanında uzman bir doktora görünülmesi gerekmektedir. Tıp dünyasında kolera ile savaşmak adına geliştirilmiş çok sayıda ilaç olduğundan dolayı tedavi olan kişilerde ölüm oranı ciddi anlamda düşmüştür. Bu yüzden ölümcül durumlar ile karşılamamak adına hasta olan kişiler tedavi altına alınmalıdır.
kolera hastalığıKolera hastalığının belirtileri gözlemlendiği gibi doktora gidilmesi gereklidir. Aşırı su kaybından dolayı çok sayıda madde atımı olduğundan dolayı hasta olan kişiye ilk etapta içerisinde glikoz, sodyum ve potasyum bulunan bir sıvı içirilir. Bunun içirilmesindeki temel gaye kaybedilen minerallerin geri alınımının sağlanmasıdır. Bu sıvı sonrasında yaşamsal faaliyetlerin zarar görmemesi adına tek seferliğine mahsus olmak koşulu ile sülf inat verilmektedir. Kaybedilen suyu geri almak adına hasta olan kişiye serum takılır. Bu uygulama bir süre devam ettirilerek hastalık ortadan kaldırılır. Kolera gibi uzun soluklu hastalıklarla mücadele etmemek adına bağışıklık kazanmak için kolera aşısını olmanızı tavsiye ederiz. Kolera hastalığına en çok kirli sular neden olmaktadır. Su kirliliğinin çevreye etkileri bağlantısını kullanarak su kirliliğinin daha nelere yol açtığını da öğrenebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here