mevlevilik

Türkiye coğrafyasında kurulmuş olmasından dolayı mevlevilik tarikatının Türk kökenli bir tarikat olduğunu söylemek mümkündür. Mevlevilik tarikatının kurucusu kimdir diyecek olursanız ülkemizin yaşamış en önemli efsanelerinden birisi olan Mevlana Celaleddin Rumi tarafından mevlevilik tarikatının kurulduğunu söylememiz mümkündür. Mevlana Celaleddin Rumi hayata gözlerini yumduktan sonra tarikatın şekillenmesinde Mevlana’nın oğlu olan Sultan Veled Çelebi büyük rol oynamıştır. İlgili dönemde özellikle yapılan törenlere belirli bir düzen getirilmiş ve çeşitli kurallar oluşturulmuştur. Mevlevilik tarikatı günümüzde de etkin bir tarikattır ve bu tarikatın üyesi olan kişilere yani ilgili tarikata gidenlere mevlevi adı verilmektedir. Mevlevilerin bir araya gelip ayin yaptıkları yere ise mevlevihane denilmektedir. Bu tarikatlarda diğer tarikatlardaki gibi şeyh bulunmamaktadır. Mevlevilik tarikatının başında bulunan kişilere çelebi adı verilir. Bu tarikata çelebi seçmek için özellikle Mevlana Celaleddin Rumi’nin soyundan gelmesi esas alınmaktadır. Çelebi olarak tayin edilen yani seçilen kişi Konya ilinde yer alan Mevlana türbesindeki dergâhta yaşam sürer.

Mevlevilik tarikatının tarihsel sürecine indiğimizde bu tarikatın özellikle Osmanlı devleti zamanında aşırı derecede etkin olduğunu görmekteyiz. Tarikatın başında yer alan ve çelebi adı verilen kişi sadece tarikat içerisinde etkili olmayıp büyük bir nüfus etkisine sahiptir. Özellikle İstanbul elinde mevlevilik tarikatının ciddi anlamda örgütlendiği bilinmektedir. Ülkenin neredeyse her yerine kurulmuş olan mevlevihaneler koordine bir şekilde hareket ettikleri için ülkede etkileri görülmektedir. Ülke genelinde kurulmuş olan her mevlevihanenin koordinasyonu sağlamakla görevlendirilmiş olan bir şeyh bulunmaktadır. Şeyhlerin diğer kişilere göre ayrıcalıklı olması için şeyhlerin mevlevi uluları arasından seçildiği bilinmektedir. Toplamda 1001 günlük bir süreçten geçen bu kişiler yani dervişler süreç tamamlandığında dede olarak nitelendirilirlerdi.

Önüne gelen herkesin mevlevi tarikatına girmesi mümkün değildir. Mevlevi tarikatının lekelenmemesi için tarikata alınacak olan kişiler derin bir incelemeye tabi tutulurdu. Özellikle ailesi içerisinde kötü üne sahip olan kişilerin mevlevi tarikatına alınmadıkları bilinmektedir. Ayrıca bu tarikata girmek için kişinin yedi yaşından büyük olması gerekmektedir. Mevlevi tarikatında yer alanlar kendilerine has kıyafetleri giymektedir. Mevlevi kıyafetlerini incelediğimizde karşımıza beyaz bir entari, önü açık bir cübbe ve başa konulan kesik koni biçimli bir külah çıkmaktadır. Mevleviler özellikle aşırı derecede kibar ve uysal bir karaktere sahip olmaları ile tanınmaktadır. Tüm mevlevilerin bu şekilde davranmasının temel nedeni mevleviliğin esasının edep olmasıdır.

Mevleviler özellikle müzik ve şiir alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Mevlevilerin Türk müziğine büyük katkılarının olduğu bilinmektedir. Mevleviler yukarıda da belirttiğimiz gibi çeşitli dinsel ayinler yaparlardı ve bu ayinlere sema< adı verilirdi. Sema adı verilen bu ayinlerde kendi etrafında dönen mevlevilerin yapmış oldukları bu dönem hareketine raks adı verilmekle birlikte mevlevilik için öneminin büyük olduğunu söylemek mümkündür. Mevleviler müziğe aşırı derecede önem vermiştir. Genellikle ney adı verilen müzik aletini kullandıkları bilinmektedir. Mevlevi tarikatında ney çalan kişilere neyzen adı verilmektedir.

mevlevilik

Osmanlı döneminden beri yapılan tüm mevlevi ayinlerinin halka açık bir şekilde yapıldığı bilinmektedir. Mevlevi ayinlerinin ruhsal yönü baskın olduğundan dolayı dönemin padişahlarının dahi İstanbul ilinde yapılan mevlevi ayinlerine katıldıkları bilinmektedir.

Mevleviler müzikte ilerlemiş olduklarından dolayı konservatuarların olmadığı dönemlerden mevlevihanelerin konservatuar görevi gördükleri de bilinmektedir. Mevlevi ayinlerini gözlemleyecek olursanız bu ayinlerde özellikle Mevlana Celalettin Rumi tarafından ele alınmış olan şiirlere yer verildiğini görebilirsiniz. Tabi ki ayinlerde sadece Mevlana’nın eserlerine yer verilmemektedir. Ayrıca tarikatın önde gelen kişileri tarafından icra edilmiş olan eserlere de yer verilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here