İsviçre Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey

İsviçre hakkında her şey

İsviçre, dünya genelinde yaşam standardı en yüksek olan ülkedir. Bu da insanların büyük kısmının yaşamak için İsviçre’yi seçmesine neden oluyor. Yaşam standardının yüksek olması beraberinde

Yazmayı Bırakan Yazarlar (Barleby Sendromu)

Yazmayı bırakan ünlü yazarlar

Yazı yazmayı sadece birkaç kelimeyi bir araya getirmek olarak görmeyin. Şüphesiz yazı yazmak, dünyanın en zor işlerinden birisidir. Yazı yazma konusunda kendisini kanıtlamış olmasına rağmen

Vücuduna Akıl Almaz Değişiklikler Yapan İnsanlar

Vücuduna değişiklik yapanlar

Bugüne kadar vücudunuzda hiç değişiklik yaptınız mı? Vücudunuzda değişiklikler yaparak kendinizi daha iyi hissedeceğinizi düşünebilirsiniz. Uzmanların bazıları vücutta çeşitli değişiklikler yapmanın pozitif yönde etkisinin olduğunu

Dünyanın En Büyük 10 Hayvanı

Burada olan herkesin hayvanları sevdiğini düşünüyorum. Eminim hepinizin bir favori hayvanı vardır. Kiminiz evde beslediği evcil hayvanı favorisi olarak gösterirken, kiminiz safaride ya da hayvan bahçesinde gördüğü bir hayvanı favori gösterebilir. Burada önemli olan hayvan sevgidir. Bugün size dünyadaki en büyük 10 hayvanı göstereceğim. Listede yer alan hayvanları gördükten sonra favoriniz değişebilir.

Şimdiden büyük böcekleri, sürüngenleri ve dev memelileri görmek için hazır olun. Biyolojide iyiyseniz listedeki 1 numaralı hayvanın ne olduğunu biliyor olabilirsiniz. Eğer cevabı bilmiyorsanız hayvanlar konusunda uzman olup olmadığınızı öğrenmeye hazır olun. Okurken keyif alacağınız bu içerik, dünyanın en büyük hayvanlarından haberdar olmanızı sağlayacak.

10. Golyat Kurbağası

Golyat Kurbağası

Kurbağaların korkutucu olduğunu düşünüyorsanız kesinlikle golyat kurbağasını görmelisiniz. Bu amfibi canlı o kadar büyük ki bazen evcil bir kedinin büyüklüğünde olabiliyor. Golyat kurbağaları 3 metre yükseğe sıçrayabilir. Daha fazla yükseğe sıçrayan türleri de var.

Eğer isterlerse başınızın üstüne kolay bir şekilde atlayabilirler. Golyat kurbağalarına sadece ekvator bölgesinde rastlayabilirsiniz. Yapılan hayvan ticareti nedeniyle soyları tükenme noktasına gelmiş durumda. Ne kadar korkunç olsalar da bu kurbağaların yaşamaya devam etmesi gerekiyor.

9. Devekuşları

Devekuşları

Dünyanın en büyük kuşları albatroslar olsa da nesli tükendiği için listemize devekuşlarını aldık. Deve kuşları hala yaşayan en büyük kuşlardan biridir. 2,5 metre boya ve yaklaşık 350 kilo ağırlığına sahip olan deve kuşları ayrıca 5 santimetre çapına sahip iri gözleriyle ön plana çıkıyor.

Deve kuşları uçamaz. Bu yüzden yanına yaklaşan insanlardan ve yırtıcılardan koşarak kaçarlar. Devekuşlarının ayakları aşırı derecede güçlüdür. Tek bir tekmeyle bir insanı rahatlıkla öldürebilirler. Dünya genelinde nüfusları hızla düşse de modern çiftliklerde ticari getirisi olduğu için yetiştiriliyor.

8. Zürafalar

Zürafalar

Zürafalar dünyanın en büyük hayvanları listesinde olmasaydı kesinlikle olmazdı. Zürafalar diğer hayvanların ulaşmakta zorlandığı ağaçların en uç noktasındaki bitkileri yiyerek yaşar. Doğdukları andan itibaren boyları uzundur. Yavru zürafaların 2 metre uzunluğa kadar ulaşabildiği biliniyor.

Dünyanın en uzun zürafasının boyu 6 metredir. Zürafaları farklı kılan en önemli şey insan parmak izine benzeyen beneklerinin olmasıdır. Bu desenler sayesinde zürafalar kolay bir şekilde tanımlanabilir. Genelde hayvanat bahçesinde görmeye alışık olsak da yaban yaşamında çok sayıda zürafa vardır.

7. Tuzlu Su Timsahları

Tuzlu Su Timsahları

Tuzlu su timsahları, ölümcül sürüngenler arasındaki en büyük sürüngendir. Tatlı sularda yaşayan bazı korkutucu yılanlar bile bu timsahlar kadar tehlikeli değil. Tuzlu su timsahları mükemmel yüzücüdür. Nesli tükenme noktasına gelmiş olsa da hala dünya sularında bu dev timsahlar yaşıyor.

Tuzlu su timsahları insan yiyen hayvan olarak ün kazandı. Kötü bir üne sahip oldukları için insanların en çok katlettiği canlılardandır. İnsanlardan uzak sularda yaşayan tuzlu su timsahlarının diğerlerine göre daha şanslı olduğu söylenebilir. Eğer şehir merkezine yaklaşacak olurlarsa insanlar tarafından yok edilirler.

6. Komodo Ejderi

Komodo Ejderi

Listemizin 6 numarasında, Endonezya’nın doğusunda yaşayan komodo ejderi yer alıyor. Komodo ejderleri yaşayan en büyük kertenkeledir. Bir dönemin efsanevi canlıları arasında yer alan ejderhaların atası olarak kabul ediliyorlar. Boyları 3 metreye ulaşırken, ağırlıkları 200 kilogram civarındadır.

Komodo ejderlerinin insanlara saldırdığına dair 3-5 haber var. Ancak bu saldırılar, insanların komodo ejderlerini rahatsız etmesi sonucunda oldu. İnsandan uzak alanlarda yaşadıkları için şimdilik korkmamız gereken canlılar arasında yer almıyor.

5. Kodiak Ayısı

Kodiak Ayısı

Dünyadaki en büyük etçil hayvanlardır. Kodiak ayıları kahverengi kutup ayısı olarak da bilinir. Kodiak ayılarına en çok Alaska’nın kodiak adasında rastlanır. Yön bulma becerileri o kadar gelişmiştir ki teknolojik navigasyonlarla rekabet edebilir.

1.5 metre uzunluğunda olan kodiak ayıları, insanlık tarihi boyunca gücün simgesi olmuştur. Bu da tüm tarih medeniyetleri tarafından onurlandırıldıklarını gösterir.

4. Balina Köpekbalıkları

Balina Köpekbalıkları

Sualtı dünyasının yaşayan en büyük canlısı balina köpekbalıklarıdır. Okyanusun karanlık sularının en büyük canlısı olan balina köpekbalıkları 14 metre uzunluğundadır. Yetişkinlerinin ağırlığı 20 tona kadar ulaşabilir. Balina köpekbalıklarını pasifik, Atlantik ve Hint okyanusunda görebilirsiniz. Büyük olmalarına rağmen okyanusun en hareketli canlılarıdır.

Bir balina köpekbalığının yılda yaklaşık 12.000 kilometre yol kastettiği biliniyor. Balina köpekbalığı yüzgecinin ticari değeri olması bu canlıların soyunu tehdit ediyor. Kaçak avlanmalar nedeniyle balina köpekbalığı nüfusu her geçen gün azalıyor. Bu devasa canlıları korumak için bilim insanları yeni önlemler bulma peşinde. Alınan önlemler etkili olursa, balina köpekbalıklarını daha fazla görebiliriz.

3. Dev Kalamarlar

Dev Kalamarlar

Dev kalamarlar, suyun 1000 metre derinliklerinde yaşıyor. Suyun 1000 metre derinliğine inmek zor olduğu için dev kalamarlar hakkında anlatılan çok sayıda efsane var. Yaklaşık 30 metre uzunluğunda olduğunu söyleyenler bile var.

Evet, dev kalamarlar gerçekten de çok büyük ancak 30 metre uzunluğunda değil. Bu canlıların 15 metre uzunluğunda olduğu kıyıya vuran kalamarlar sayesinde kanıtlandı. Dev kalamarları gizemli kılan bir diğer şey 25 santimetre çapında olan büyük gözleridir. Dünya gözüyle dev kalamarları görmek isterseniz, Antarktika okyanusunun derinliklerine dalmanız gerekiyor. Saldırgan oldukları için dev kalamarlarla karşılaşmak istemeyeceğinize eminim.

2. Ağsı Piton

Ağsı Piton fosili

Büyük yılanlar her zaman insanların ilgisini çeker. Anakonda en büyük yılan olarak bilinse de ağsı piton yılanı da en az anakonda kadar büyük. Dünya genelinde bulunan en büyük ağsı piton 9 metre uzunluğundadır. Pitonlar avını ısırıp boğarak öldürür.

Ağsı pitonların insan avladığına dair herhangi bir kayıt yok. Ancak ağsı piton yılanının ataları bir insanı yutabilecek boyuttaydı. 2009 yılında arkeologlar tarafından, 0rtalama 2500 kilogram olduğu düşünülen ağsı piton fosili bulundu. Kolombiya’da bulunan bu fosil akıllara böylesine büyük bir yılan hala hayatta olabilir mi sorusunu getirdi. Eğer dev ağsı pitonlar hala yaşıyorsa bir insanı kurban etmeleri yakın olabilir.

1. Mavi Balinalar

Mavi Balinalar

Dünyanın en büyük hayvanları listesinde 1 numarada mavi balinalar yer alıyor. Mavi balinalar günümüzde yaşayan en büyük canlıdır. Kalbi bir araba kadar büyük olan mavi balinalar 30 metre uzunluğa kadar uzayabiliyor. Böylesine büyük bir canlının yanına yaklaşan her şeyi yediğini düşünmek kesinlikle büyük bir hata olur. Mavi balinalar suda yer alan küçük planktonları yiyerek beslenir. Besinleri arasında daha büyük canlılar yoktur.

Sizin bugüne kadar gördüğünüz en büyük hayvan ne? Listemizde yer almayan ancak çok büyük olduğunu düşündüğünüz hayvanlar varsa bunları yorum yaparak bizimle paylaşın. Hayvanlar ne kadar büyük olursa olsun, bu durum onların tehlikeli olduğu anlamına gelmez. Dünyada tehlikeli bir canlı varsa o da insandır. Dünyanın en büyük hayvanlarından daha küçük olsak da emin olun hepsinden daha tehlikeliyiz.

Bilimsel Araştırma Basamakları Nelerdir?

Bilimsel araştırma basamakları

Bilime olan gereksinim zaman içerisinde bilimsel araştırma yöntem ve tekniklerini meydana getirdi. Bu yöntem ve teknikler de bilimsel araştırma basamaklarının oluşmasını sağladı. Bilimsel araştırmaların yapılabilmesi

Philadelphia Deneyi Nedir? Philadelphia Deneyini Kim Yaptı?

Bugüne kadar dünyanın akışını değiştirecek çok sayıda deney yapıldı. Philadelphia deneyi de bunlardan birisiydi. Nikola Tesla ve Albert Einstein gibi isimlerin yer aldığı Philadelphia deneyi tüm gizemini korumaya devam ediyor.

Her ülke gibi Amerika birleşik devletleri de 2. Dünya savaşından galip çıkmak istiyordu. Amerikan donanması, savaş gemilerinin radara yakalanmadan, düşmana saldırabilmesini sağlayacak teknolojinin peşindeydi. Şüphesiz bunun hayata geçirilmesi, Amerikan donanmasını 2. Dünya savaşında üstün hale getirecekti.

Nikola Tesla ve Albert Einstein gibi isimlerden destek alarak Philadelphia deneyini yapmaya karar verdiler. Tarih 28 Ekim 1943’ü gösterdiğinde, açıklanması zor sonuçların olmasına neden olan Philadelphia deneyini yaptılar. Yapılan deney kısmen olumlu sonuçlandı. Savaş gemileri yeşil bir sisin içerisinde kaybolarak görünmez oldu. Artık 2. Dünya savaşında üstünlük Amerika birleşik devletlerinin elindeydi.

Görünmez olduğunuzu hayal edin. Ya da görünmeyen bir güçle başa çıkmaya uğraştığınızı düşünün. Bu durumda sizce kazanan kim olurdu?

Bugüne kadar, Philadelphia deneyi hakkında, Amerika birleşik devletleri tarafından resmi bir açıklama yapılmadı. Elde edilen bilgiler, deneyde yer alan kişilerin yaptığı açıklamalardan öteye geçmedi. Deney hakkında açıklama yapılmasa da, deneyde yer alan kişilerin söyledikleri, deneyin sonuçlarını öğrenmeye yardımcı oldu.

Gökkuşağı projesi adıyla da bilinen bu deney, 1984 yılında beyaz perdeye aktarılana kadar ciddiye alınmamıştı. Aslında filmden önce William Moore tarafından bir kitap yazılmıştı. Bu kitapta anlatılanlar, fantastik olarak kabul edildi.

Ancak filmde işlenen konu izleyiciyi daha derin etkilemeyi başardı. Bu sayede Philadelphia deneyi herkes tarafından merak edilen bir olay haline geldi.

Philadelphia deneyi çalışmalarına, Project Rainbow olarak 1930’lu yıllarda Chicago üniversitesinde başlandı. Bir süre sonra çalışmalara Princeton üniversitesinde devam edildi. Bu projeyi asıl önemli kılan şey Albert Einstein ve Nikola Tesla gibi isimlerin projede yer almasıdır.

Deney, 2. Dünya savaşı sırasında destroyer tipi bir savaş gemisinde yapıldı. Deney yeri Philadelphia deniz üssü olduğu için bu deneye Philadelphia deneyi ismi verildi. Deney, eğer olumlu gerçekleşirse gemiler radarlara yakalanmadan istenilen yerde görünür hale gelecekti. Bu olay bilim dünyasında “optikal görünmezlik” olarak tanımlan şeyin ta kendisiydi.

Philadelphia Deneyinin Yapıldığı Gün

Tarih, 28 Ekim 1943’ü gösterdiğinde, uss eldridge gemisine 2 dev jenaratör yerleştirildi. Sabah saat 9’da jenaratörlere güç verilerek Philadelphia deneyine başlandı. 3000 adet güç artırıcı tüp, iki jeneratörün oluşturduğu gücü yaymaya başladı.

Diğer ekipmanlar oluşan kütlesel elektromanyetik alanları kullanılabilir düzeye getirirken, kırılmış ışınlar ve radyo dalgaları gemiyi tamamen sardı. Jeneratörler güç ürettikçe, manyetik alan güçlendi. Oluşan manyetik alanla birlikte, yeşil bir sis gemiyi tamamen kapladı.

Toplamda, 104 mürettebatı olan uss eldridge gemisi, birden bire ortaya çıkan yeşil bir sisin içerisinde tamamen kayboldu. Deneyi gerçekleştiren bilim insanlarının karşısında artık savaş gemisi yoktu. Gökyüzüyle birleşecek kadar büyük olan koca bir deniz, karşılarındaydı. Savaş gemisi radarda dahi görülmüyordu.

Kısa süre sonra uss eldridge gemisi, 640 kilometre uzakta olan, Norfelk deniz üssünde ortaya çıktı. Böylesine kısa sürede hiçbir teknolojinin 640 kilometre yol kat etmesi mümkün değildi.

Peki, uss eldridge gemisi, nasıl oldu da dakikalar içerisinde, 640 kilometre uzakta yer alan, Norfelk deniz üssünde ortaya çıktı? 15 dakika bekledikten sonra, jenaratörlerin kapatılma emri verildi. Jeneratörler kapatıldıktan kısa süre sonra yeşil sis ortaya çıkmaya başladı. Gemi ortaya çıktıkça tuhaf şeyler de ortaya çıktı.

Gemideki mürettebat, geminin yanından sarkarak kusuyordu. Gemi personellerinden bazıları güvertede aklını yitirmiş gibi geziyordu. Deneyde yer alan kişilerin bazıları yok oldu ve bir daha geri dönmedi. Mürettebattan bazıları, geminin eriyen metal levhalarına yapışmıştı. Acı çekerek öldükleri aşikârdı.

Mürettebattan bir kişi kurtuldu ancak tamamen aklını yitirmişti. Philadelphia deneyi başarıya ulaşmıştı. Ana hedef görünmezlik olsa da aslında bu yapılan deney ışınlanmaydı. Dünyanın akışını değiştirecek bu deneye birçok kişi şahitlik etti. Artık, bu deneyde yer alan herkesin, hayatı tehlikedeydi.

Bu deneyi yapan bilim adamları, Albert Einstein tarafından geliştirilen “çekim ve elektriklenmede birleşik alan kuramından” yararlandı. Bu kuramdan yararlanarak gemiyi görünmez hale getirecek elektronik kamuflaj tasarlandı. Albert Einstein, bu teoriyi henüz denememişti. Elbette denenip geliştirilmeyen bir şeyin, canlı varlıklar kullanılarak denenmesi kötü sonuçların ortaya çıkmasına neden oldu.

Projenin başında Nikola Tesla vardı. Nikola Tesla’ya gemide insanların yer alması konusunda ısrar edildi. Ancak Nikola Tesla, bu deneyin insanlara zarar vereceği konusunda ısrarcı oldu. Ancak yetkililer gemide insanların olmasında ısrarcı olmaya devam etti. Ve deney mürettebat gemideyken gerçekleştirildi. Deney sonrasında insanlar ciddi anlamda zarar gördüğü için Nikola Tesla Philadelphia deneyinden kendi isteğiyle ayrıldı.

Dr. Alfred Bielek, 1943 yılında Philadelphia deneyinde oluşan manyetik alanın 10 yılda 1 tekrardan oluştuğunu iddia etti. 1963 ve 1983 yıllarında, bu manyetik alan tekrardan ortaya çıktı. Philadelphia deneyi kontrol edilemeyen manyetik dalgaların oluşmasına neden oldu. Senkronize dalgalar, zamanı büküyor ve etkiliyordu.

Ünlü bilim insanı olan Levinson, bu durumu şu şekilde tanımlıyor:

“Dünya, güneş saatine göre, güneş de galaktik saate göre ayarlıdır. Eğer zaman kilidi yüksek ve güçlü bir enerji alanı ile bozulursa, ortaya çeşitli zaman ve mekan dengesizlikleri çıkar. Ta ki zaman yeniden kendini tamir edip dengesini bulana dek.”

Philadelphia Deneyinin Gerçekleri Ortaya Çıkıyor

Philadelphia deneyindeki tüm gizemin ortaya çıkmasını gemi personellerinden bir kişi sağladı. Bu gemici, Carl Allen imzasıyla, 1950 yılında Doktor Morris Jessup’a garip mektuplar gönderdi. İsmini gizlemek için gönderici adı olarak Carlos Miguel Allende ismini kullandı. Doktor Jessup adres olarak verilen posta kutusuna mektup yazarak olay hakkında ayrıntılı bilgi istedi.

Bunun üstüne kendisine bir mektup daha gönderildi. Allen mektubunda tüm detaylara yer verdi. Bu ışınlanma sistemi sayesinde, insanların dakikalar içerisinde yıldızlara dahi gidebileceğini yazmıştı.

İkinci mektubu okuduktan kısa süre sonra Jessup, deniz kuvvetlerinden bir davet aldı. Bu davet üstüne deniz kuvvetleri araştırma bürosuna gitti. Orada bulunan yetkililer, daha önce Jessup tarafından yazılan, yani kendisinin yazdığı bir kitabı verdi. Kitabın üstünde 3 farklı kişi tarafından yazılan notlar yer alıyordu. Notlarda yer alan el yazılarından birisi, Allen’in el yazısıyla birebir aynıydı.

Notlarda dünya dışı varlıklardan, bu varlıkların kullandığı uzay araçlarından bahsediliyordu. Notlarda ayrıca, bir maddenin nasıl kaybolup tekrardan ortaya çıkabileceği de yer alıyordu. Kısacası Philadelphia deneyinden bahsedildiği aşikârdı. Birçok kişinin saçma bulduğu bu kitap, üst düzey devlet yetkililerine dağıtılmıştı. Şüphesiz bu kitapta yazanları birileri önemsemişti.

Esrarengiz olay 1959 yılının nisan ayında Doktor Jessup’un arabada ölü bulunmasıyla devam etti. İlk incelemede, egzoz gazından zehirlendiği tespit edilmişti. Kıriminal inceleme sonucunda, Doktor Jessup’un egzoz gazıyla intihar ettiği yer aldı. Jessup, o gün arkadaşı Doktor Mason Valintayn ile buluşacaktı. Telefondan arkadaşına deneyin kesin sonuçlarına ulaştığını söylemişti.

Ancak arabanın içinde Jessup’un deneyle alakalı hiçbir notuna rastlanmadı. Arkadaşlarının tamamı, Jessup’un intihar edecek bir karakterde olmadığını söylüyordu. Hayatla barışık bir kişi olan Doktor Jessup, acaba bildikleri yüzünden bir cinayete mi kurban gitti?

Dr. Valintayn’a göre Philadelphia deneyi kesinlikle bilindik yöntemlerle açıklanamaz. Bazı bilim adamları, atomun temel yapısının, madde parçacıklarından değil, elektromanyetik alanlardan oluştuğu görüşündeler. Bu, çok karmaşık enerji alanlarının, birbirlerini etkilemesi olayıdır.

Berlitz’e göre Philadelphia deneyinin yapılıp yapılmadığı belli değildir. Kavram olarak geçerli olsa da kanıtlamaz. Çünkü Einstein’ın ”birleşik alan kuramı” tarafından desteklenmektedir.

Philadelphia deneyine inanan insanların büyük bölümü, Amerika birleşik devletleri tarafından bu deneyin devam ettirildiğine inanıyor. Bu konuda en yaygın söylenti, deneyin boşaltılmış bir hava üssü olan Mountook’ta sürdüğüdür.

Deneyler yapıldığı yere göre isimlendirildiği için, yeni deney Mountook Project olarak isimlendirildi. Mountook projesi, yeni nesil zamanda yolculuğu kapsıyor. Birçoğunuzun buna merağı olduğu için Mountook projesini ayrı bir videoda ele almak istiyorum.

Eğer Philadelphia deneyi yapıldıysa, birilerinin elinde dünyanın akışını değiştirebilecek büyük bir güç var. Belki bir gün tüm televizyon kanalları yayın akışından çıkıp, acil koduyla yayına başlayacak.
Yapılan bu televizyon yayınında, Philadelphia deneyinin tüm sırları açıklanacak. O gün geldiğinde gizem perdesinin ortadan kalmasını bekliyor olacağız.