Türk kahvesinin tarihçesi
Türk kahvesinin tarihçesi

Tarihte kahvenin anavatanı Etiyopya olarak kabul ediliyor. Kahvenin bu topraklarda ortaya çıkışı ile ilgili de ilginç bir efsane var. Milattan sonra 850 yılında Kaldi adında bir keçi çobanı, bir gün keçilerini bir ağacın meyvesini yedikten sonra daha canlı ve enerjik olduklarını fark eder. Keçiler bu meyveyi yedikten sonra geceleri uyumak istemez.

Ağacının meyvelerini toplar ve buluşunu paylaşmak için dervişlere gider. Buluşuna yeterli ilgiyi göremez ve dervişler kahve çekirdeklerini ateşi atarlar. Ateşe düşen çekirdeklerin kavrulmaya başlaması ile bildiğimiz nefis kahve kokusu ortalığı sarar.

Yayılan bu arama dervişlerinin fikrini değiştirir ve çekirdeklerden bir içecek hazırlamak için işe koyulurlar. Kavrulmuş çekirdeklerin özünü bırakmaları için suda kaynatırlar. Kahve içtikleri zamanda uyanık ve zinde kaldıklarını fark ederler. Yeni içeceklerini çok sevmişlerdir.

Milattan sonra 1000 yıllarında kahve Yemen’de üretilmeye başlanır. Osmanlı imparatorluğu Yemen’e doğru genişledikçe Osmanlılar da kahve ile tanışır. 1517 yılında kanuni sultan Süleyman’ın yemen valisi olan Özdemir paşa, lezzetine hayran kaldığı kahveyi ilk kez İstanbul’a getiren isim olur. Böylece saray kahve ile tanışır. Sultan Süleyman kahvenin tadına hayran olur.

Türk kahvesi sarayın görkemli salonlarında sultan’a servis edilmeye başlanır. Osmanlı’da kahveye olan düşkünlük yalnızca saray ile sınırlı kalmaz. İlk kahvehane 1550 yılında İstanbul Tahtakale’de açılır. Kahvehaneler insanların bir araya gelerek kahve içtikleri şiir ve edebiyat üzerine sohbet ettikleri müzik dinledikleri ve sosyalleştikleri yerler haline gelir.

Avrupa’nın kahve ile tanışması da Osmanlılar sayesinde olur. Venedikli tacirler 1615 yılında ilk kahve tohumlarını İstanbul’dan Venedik’e götürünce Avrupa kahve ile tanışır. Ama kahvenin gerçek anlamda yayılması 1638 deki viyana kuşatmasıyla olmuştur.

Osmanlı ordularının arkalarında bıraktıkları çuvallarda yer alan kahve tohumları Viyanalıların çok ilgisini çeker. Başta Türk içkisi dedikleri kahveye merak sararlar. Kahveye süt ve şeker ekleyerek kendilerine ait farklı bir çeşidi elde ederler.

1750 yılına dek batı Avrupa’nın büyük bölümü kahvehaneler ile dolup taşardı. İngiltere Avusturya Fransa Almanya ve Hollanda’da açılan kahvehaneler sosyal aktivite ve iletişim merkezleri haline geldi. Kahvenin tüm dünyada yayılması ile birlikte kahve ağacı yetiştiriciliği de hızla büyümeye başladı.

17 yüzyılın sonlarına doğru kahve ağacı yetiştirme denemeleri başarılı oldu. Kahve ağaçlarından biri 1724 yılında Paris’te hediye edilir. Bu ağaç milyonlarca kahve ağacının atası olur.

Kahvenin İnsan Üstündeki Etkisi

Günde 3 fincan kahve içenlerin içmeyenlere göre daha uzun yaşayabileceği kanıtlandı. Uluslararası kanser araştırmaları ajansı tarafından yapılan araştırmalar sonucunda kahvenin ömrü uzattığı tespit edildi.

10 Avrupa ülkesinden yarım milyonu geçen bilimsel çalışma yapıldı. Çalışmanın sonuçlarına göre kahve tüketiminin özellikle dolaşım sistemi ve sindirim kanalı ile ilgili hastalıklardan kaynaklanan riskleri azalttığı ortaya çıktı.

Petrolden sonra en büyük ticaret alanını oluşturan ürün olduğu için dünya ticaretinde büyük bir önemi var. Günümüzde kahve üretiminin neredeyse tamamı orta Amerika, brezilya ve güney Amerika’nın bazı bölgelerinde yapılıyor.

Kahvecilik sayesinde de nitelikli kahve üretimi hız kazanmış durumda. Bazı ülkelerin kahve üretiminden kazandığı para, petrol satışından kazandığı paradan daha fazla hale gelmiş durumda. Yıllar içerisinde keşfedilen pişirme teknikleri sayesinde kahve en çok sevilen içeceklerden birisi haline geldi. Hem keyif sürmek hem de sağlığınıza olumlu katkılar yapması için sizler de kahve tüketebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here