Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletini yaptığı inkılaplar ile muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmayı hedeflemiştir. Atatürk’ün yaptığı inkılaplar bu özelliğinden dolayı günümüzde de ilgi görmeye devam etmektedir. Çağır gereklilikleri farklılaştığından dolayı Atatürk’ün yaptığı inkılaplar da çeşitli değişiklikler günümüzde yer alsa da temel olarak yapılan değişikliklerin de aynı olduğunu bilmenizi isteriz.

Atatürk’ün yaptığı inkılaplar bazı platformlarda tartışma konusu olmaya devam ettiğinden dolayı sizlere inkılapları çeşitli sınıflara ayırarak anlatmaya çalışacağız. Bu sayede inkılapları daha iyi anlayıp neden hayata geçirilmiş olduklarını daha iyi bir şekilde kavrayabilirsiniz. Ayrıca sizlere bu inkılapların günümüz yaşamına nasıl uyarlandıkları hakkında da kısa özet halinde bilgiler vereceğiz. Eğer Mustafa Kemal Atatürk bu inkılapları yapmamış olsaydı günümüzdeki gelişme söz konusu olmazdı. Çünkü Türk milleti eskiye bağlı bir şekilde yaşamaya devam ederdi ve günümüzde gözlemlendiğimiz geri kalmış bazı Arap devletlerinden hiçbir farkımız olmazdı.

Siyasi alanda yapılan inkılaplar

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922): Bu inkılap padişahlık düzeninin kaldırılması olarak da tanımlanabilir. Padişahlık düzeninin kaldırılmasındaki en büyük neden padişah yönetiminin sömürge altına girme yanlısı olmasıdır. Ayrıca padişahlık sisteminde yönetimde halkın hiçbir söz sahibi olamaması da saltanatın kaldırılmasındaki en büyük neden olarak gösterilebilir.

Cumhuriyet’in ilanı (29 Ekim 1923): Cumhuriyet, halkın iradesindeki bir yönetimin aktif olduğu yönetim şeklidir. Mustafa Kemal Atatürk kurtuluş mücadelesini verdiği günden beri en çok halkın yönetimde söz sahibi olmasını istemekteydi. Bu nedenden dolayı milli mücadele meyvelerini verdiği andan itibaren cumhuriyeti ilan etmek için mücadele etti. Bu sayede halk kendi içerisinde oylama ile seçtiği kişileri yönetici olarak seçerek yönetimde söz sahibi hale geldi.

Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924): En son Osmanlı Hanedanı elinde yer alan halifelik makamının, Türkiye Cumhuriyeti tarafınca kaldırılması olayına halifeliğin kaldırılması denilmektedir. Devletin laikleştirilmesi konusunda yapılmış politik bir devrim olarak ele alınabilir. Halife sözcüğü Arapça orijinli bir sözcük olup Peygamber Efendimiz H.z Muhammed’in dünya işlerine olan bakışını yansıtmaktadır. Hilafet, İslami politik ve hukuki idare yönetime verilen addır. 16. asrın başlangıcında Yavuz Sultan Selim’in Memluk Devletini ortadan kaldırılması ile birlikte halifelik Osmanlı devletine geçmiştir. Zaman içerisinde İslam coğrafyalarındaki birleştirici etkisi yok olduğundan ve devlet otoritesini bozduğundan dolayı kaldırılmıştır.

Toplumsal alanda yapılan inkılaplar

Şapka Kanunu (25 Kasım 1925): Şapka inkılabı, Cumhuriyet ilan edildikten hemen sonra, milletin kılık ve kıyafetinin batı devletlerindeki normlara müsait hale getirilmesi adına 1925 senesinde meydana getirilen düzenlemelerdir. Mustafa Kemal Atatürk Devrimlerinin en önemlilerinden birisi olan bu inkılap sayesinde özellikle Türk erkeklerinin batılı medeniyetlere uygun hale getirilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca üstünlük gösteren bazı kıyafetler de şapka inkılabı ile yasaklanmıştır.

Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925): Tekke ve zaviyeler Osmanlı milletinde öğrenim ve kültür bakımından mühim yerler arasında yer almaktadır. Amma velakin bu kurumlar zaman içinde eğitici işlevini kaybetmiş, dinsel sömürünün, yenilik karşıtlığının sembolü duruma ulaşmıştır. Osmanlı Yönetiminin son zamanlarına doğru her bölgede başlamış olan bozulma, tekke ve zaviyelerde de gözlemlenmeye başlamıştır. Tekke ve zaviyeler siyasal çalışmalar içerisinde yer almaya ayrıca ayaklanmalarda yer almaya ve milletin dini duygularını sömürerek çıkar sağlamaya başlamıştı. Çağdaşlaşmayı hedefleyen Türk ulusu için tekke, zaviye, türbe ve tarikat gibi kurumlar yenilenme hareketlerine engel olduklarından dolayı kaldırılmıştır.

Saat ve Takvim İnkılabı (26 Aralık 1925): Takvim, saat ve ölçülerde yapılan değişim, 1925-1935 yılları arasında meydana gelen legal değişimlerle Türkiye Cumhuriyetinde aktif bir şekilde kullanılan takvim, saat, sayı sistemleri, ağırlık ve uzunluk ölçülerinin değiştirilmesi ile birlikte bayram ve tatil günlerinin değiştirilmesini ihtiva eden Mustafa Kemal Atatürk devrimidir. Bu inkılabın gerçekleştirilmesindeki temel gaye batı ile uyum sağlanmak istenmesidir.

Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934): Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşam süren tüm Türk milletine bir soyadı verilmesini kapsayan 2525 sayılı kanun olarak karşımıza çıkmaktadır. İsviçre devletinden alınarak tertip eden yasa, 21 Haziran 1934 tarihinde yapılan düzenlemeler onaylanarak kabul edilmiş, 2 Temmuz 1934 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak 2 Ocak 1935 tarihinde uygulamaya konuşmuştur. Bu kanunun kabul edilmesinden sonrasında soyadı, Ülkemizde insanların kimliğinin bölünmez bir parçası haline gelmiştir.

Hukuk alanında yapılan inkılaplar

Şeriye mahkemelerinin kaldırılması (8 Nisan 1934): Şeriye mahkemeleri İslam hukukuna göre işleyen mahkemelerdir. Bu mahkemeler zaman içerisinde bazı durumlarda yetersiz kaldığından dolayı yeni yasal kuralların çıkarılması gerekli hale geldi. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yaşam süren Müslüman olmayan kişiler bu mahkemelerde yargılanamadığından dolayı ikililik meydana geliyordu. Bu ikililiği ortadan kaldırmak adına 8 Nisan 1934 tarihinde şeriye mahkemeleri kaldırıldı ve yerine tüm dinleri ortak çatı altında toplayacak olan modern mahkemeler kuruldu.

Türk Medeni Kanunu (17 Şubat 1926): Türk Kanunu Medenisi, bizim ülkemizde 17 Şubat 1926 tarihinde İsviçre Medeni Kanunu misal alınarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan oylama sonucunda kabul edilen ve 4 Ekim 1926 senesinde hayata geçirilen 743 sayılı kanun olarak bilinmektedir. Yıllar sonra bu kanun ihtiyaçları karşılayamadığından dolayı 1 Ocak 2002 tarihinde yeni Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girerek eski medeni kanun kaldırılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk zamanında yürürlüğe konulan Türk Medeni Kanununun amacı özellikle kadınların erkekler ile eşit hale getirilmek istenmesidir.

Eğitim ve Kültür alanında yapılan inkılaplar

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924): Bu kanun kabul edilmeden önce yurt genelinde yer alan eğitim ve öğretim kurumlarının her biri farklı yerlere bağlıydı. Özellikle yabancı okullar ulusun refahını sarsıcı yönde etkinliklerde bulunduğundan ötürü tüm eğitim kurumlarının ortak bir çatıda toplanmasına karar verildi. 3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat kanunu kabul edilerek eğitim kurumları ortak çatı altına alındı ve bu sayede ikililik engellenmiş oldu.

Harf İnkılabı (1 Kasım 1928): Harf devrimi, bizim ülkemizde 1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı kanunun yürürlüğe konulması ile birlikte hayata geçirildi. Arap alfabesi hem yazılması hem de okunması zor bir alfabe olduğundan dolayı bu alfabe kaldırılarak yerine Latin alfabesi getirilmiş ve bu sayede okuryazar sayısı kısa süre içerisinde artmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk
Türk Tarihi Kurumunun kurulması (12 Nisan 1931): Türk milletinin kurtuluş savaşındaki büyük mücadelesini kıskanan milletler Türklerin bir soyunun olmadığını, sarı ırktan geldiklerini iddia ettiler. Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin ne kadar eski bir soysan geldiğini bilimsel veriler ile ortaya koymak adına 12 Nisan 1931 tarihinde Türk Tarih Kurumunu kurmuştur. Bu kurum sayesinde ümmet anlayışı bırakılarak millet anlayışına geçilmiştir.

Türk Dil Kurumunun kurulması (12 Temmuz 1932): Günümüzde TDK olarak kısaltmasını yaptığımız bu kurum, Türk dilinin zenginleştirmek ve zenginliğini ortaya çıkarmak adına 12 Temmuz 1932 tarihinde kurulmuştur. Bu kurum ayrıca Türk dilini yabancı dillerin etkisinden kurtarma amacını da gütmektedir.

Atatürk’ün yaptığı inkılaplar bu şekildedir. Türkiye Cumhuriyeti yıkılmadan kaldığı sürece bu inkılaplar benimsenmeye ve geliştirilmeye devam edecektir. Bu nedenden dolayı Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşam süren kişilerin kesinlikle bu inkılapları ve amaçlarını detaylı bir şekilde bilmesi gerekmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here